English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
E-Belediye
Dernek ve Kuruluşlar
Önemli Tefefonlar
Yüzme Suyu Takip Sistemi


Text writer and translation
Ismail AKTAŞ
Professional Tourist Guide 

AMASRA

  Her Mevsimin Kenti

     Tarihi ve doğal güzellikleriyle Karadeniz’in ortasında keşfedilmeyi bekleyen bir cennet gibidir Amasra. Safir mavisi suları ve görkemli uygarlıklardan günümüze kalan eserleri ile ziyaretçilerini büyülüyor.

    

Şehirlere keyif katan müzelerin, sanatın, mimarinin, en güzel balık ve salata mekânlarının kentidir aynı zamanda. Bu küçücük kent, geçmişle geleceğin iç içe girdiği arkeolojik bir açık hava müzesi olma özelliği taşıyor.

     

Egzotik görünümü sayesinde sahip olduğu dünya çapındaki ünü, onu anlatmaya yetmiyor. Amasra’da parıldayan ışıklara aldanmadan, göstermediği yüzünü kavramak için, onun labirentlerinde kaybolmak gerekiyor.   

     

 Bu özgün şehri yaratmak için Tanrı’nın ne kadar uğraştığı bilinmiyor.  Bilinen tek şey; Plinius’un “Zarif ve Güzel” dediği Amasra’yı, Niketas “Dünyanın Gözü”ne, Cenovalılar “Çiçekli Kale”ye, “Gölge Etme, Başka İhsan istemem”diyen Diojen “Bir Denge”ye, Türk Sanat Müziği’nin duayeni Zeki Müren “Küçük Kapri”ye benzetmiştir. 1460 yılındaki fetih sırasında, Fatih Sultan Mehmet manzaradan çok etkilenmiş olmalı ki, yardımcısına, “Lala Lala Çeşm-i Cihan Buramı Ola” diyerek, hayretini gizleyememiştir.  

 

     Yine Şair Tahir Karaoğuz bir Rubai’sinde;

 

   “ İlk önce Amasra ile bezenseydi bu âlem,

     Hatta takdir-i ilahi bile bozulurdu,

     Bir meyve yüzünden kovulan Hazret-i Âdem,

     Havva’yı seren dibinde değil, burada bulurdu” demektedir. 

 

      Amasra’yı egzotik kılan yedi tepe, bir yarım ada ile iki ada ve iki körfezden oluşan doğal yapı ile yeşilin cennet imajına bürünmüş orman örtüsüdür. Bu özelliklerinden dolayı, turizmi1940 yılında başlatmış ve Türkiye’nin ilk turizm kasabası olma unvanını sahiplenmiştir.

 

     Şehrin antik çağdaki adı, susam diyarı manasına gelen “Sesamos”tur. M.Ö. 3. yy’da Amasra’yı yöneten bayan liderin (Amastris) adı, Osmanlılara esin kaynağı olmuş ve şehrin ismi bundan böyle “Amasra” olarak kabul görmeye başlamıştır.

 

      Eskimiş şehrin ilk sahibi Amazonlardır. Amazonlardan sonra, Fenikeliler, İonyalı’lar, Kayralılar, Akalar, Persler ve Amastris dönemini müteakip, Pontus’lular, Romalılar, Bizanslılar, Osmanlılar Amasra’yı yurt edinmişlerdir.

 

    Amasra, kalesiyle, bedesteniyle, Kuşkayası Yol Anıtı’yla insanı günümüzden alıp geçmişin gizemiyle tanıştırır. Tarihin derinliklerinde bir an için yalnız bırakarak eşsiz bir duygu verir. Binlerce yıl öncesinin havasını solutarak; Apollo, Artemis, Hermes, Amastris ve daha niceleriyle buluşturur.

    Masalsı şehirde, tarihin tanığı yeşil tepelerden mavi koylara eşsiz bir panorama uzanır. Pencere ve balkonlardan doğaya ve denize bir bakış, gün boyu bin bir gizemi seyrettirir. Cenova izlerini taşıyan dar sokaklar, martılarla kucaklaşan adalar, rengârenk zakkumlar, susamlar,  biteviye dans eden binlerce yeşil, güneşin batarken bıraktığı firuze renkler,  ay ışığı gecelerde yaratılan yakamozlar ve daha neler neler görülür Amasra’da.

 

   Hele bir kez Amasra’ya gidip de güneşi ve yıldızları gördüyseniz ondan sonra gökyüzü sizin için bir daha asla aynı gökyüzü olmayacak, ne güneş, ne de yıldızlar başka hiçbir yerde bir daha parlak görünmeyecektir gözünüze.   

 

AMASRA

The city of all seasons

Amasra, in the middle of Black Sea, is laying the heaven which is waiting to be explored with its history and natural beauties. It captivates its visitors with its sapphire blue water and work of arts left from glorious civilizations. 

 

At the same time it’s the city of museums, art, architecture and restaurants of most beautiful fish and salad. This small town is an archeological open museum where the past and the future combine. 

 

Its worldwide fame that it gained with it’s exotically view isn’t enough to tell the place. In Amasra, it is necessary to get lost in its labyrinths to understand its unknown face without being deceived by its glittering lights.

 

It is unknown how much the God worked to make up this city. The only thing known is that Plinius called Amasra ‘Elegant and Beautiful’, Genoese called ‘Flowered Castle’, Diojen who said ‘Stand out of my light." called Amasra ‘A Balance’ and Turkish Art Music veteran Zeki Müren called ‘Small Capri’. In 1460, at the time of conquest, Mehmet The Conqueror affected from the view so much and couldn’t hide his  wonder and said ‘Master Master, are these the eyes of the world?’

 

Poet Tahir Karaoğuz said in his poem that; 

If the universe resembled to Amasra in the first instance

Even the dispensation of providence would be changed.

Adam, who was banished because of a fruit,

Would find Eve here, not at the bottom of Yardarm. 

 

Seven Hill that make Amasra exotic is heavenly like forest cover which is formed of one peninsula, two islands and two gulfs. Because of these qualities, it has started tourism in 1940 and has been the first tourism town of Turkey. 

 

The name of the city in archaic times was ‘Seamos’ which means sesame. The name of the woman leader (Amastris) who governed Amasra in the 3’rd century BC had been an inspiration to Ottomans and ever after the city called ‘Amasra’. 

 

The first owners of old city were amazons. After Amazons, Phoenicians, Ionians, Carrions, Aka peoples, Persians following Amastris Period, Pontus People, Romans, Byzantines, Genoese and Ottomans lived in Amasra. 

 

Amasra take people from present day and bring to mysterious past with its castle, Kuşkayası Street Monument. It gives an irreplaceable feeling by leaving us alone in the depths of past. It meets us with Apollo, Artemis, Hermes, Amastris, by making us feel the thousands years before. 

 

The legendary city has inimitable panorama with blue bays and green hills which are attesters of history. A look from windows and balconies to the nature and sea gives the feeling of mystery. In Amasra you can see narrow streets of Genoa, islands filled with sea gulls, colorful oleanders, sesames, many tones of green, turquoise colures of sunset, sea sparkles in night of moonlight.

 

If you once go to Amasra and see the sun and the stars, the description and meaning of sky, sun and stars will change and you will never see the brighter ones. 

 

        AMASRA ŞİVESİ     

      Amasra yöresinin ağız özellikleri 13. yy Kuman metinleri ile ilginç benzerlikler göstermektedir. Zaman zaman Anadolu Türkçesindeki yerel kurallardan ayrılmakta 700 yıl önceki Kıpçak-Kuman metinleri ve onun günümüzdeki alternatifi olan Karaim Lehçesi ile kıyaslanabilecek niteliktedir. 

 

        EVLENUKEN NELLEDEYDİY BE ADAM?

 

        Adamıy çok önemli bi işi vamış. Ondan dolayı Gangraya gidmek isteya. Tam teyyareye minecekken kulanda bi ses peydah olya. Minme deya o ses. Bu teyare düşecek.! Dönya, etrafına şöle bi bakya. Kimsecukle yok.

 

       Emme garibiy içine bi gurt düşverya mı sa. Bişecukle anamaya emme, nihayette Minmeya. İkinci teyareyi bekleken gara habelle ulaşıya. Yani teyyare düşvemiş. Gurtulan olmaya.

 

     Bu sefer Haydarpaşa’ya gada goşşa goşşa gidya ve ulaşya. Şindik de bi dene tren bileti alya. Tam tirene minecek. Aynı ses gene gulağında peydah olya. Minme bu tren raydan çıkcak deya o ses. Etrafına şöle bida bakya. Gene kimsele yok. Allah Allah, yarabbü yaresullah deya. Gene minmekten vazgeçya. Evine gelya. Saba gada uyuya. Sabalin gasteyi bi açya ki. Bakya  ki ne gorsün. Tren Eskişeherde raydan çıkvemiş. Allah Allah deya, Şu gada ölü, şu gada yaralı. Vay anasına be deya. Verülmüş sadakamız vamış deya. Gızyodu emme Bi taraftan da Allah’a şukredya. 

 

     Yallah deyip bu sefer de otobosa gidya. Bi bilet alya. Tam mineken gene o ses. Anacum, bu otobosa minme. Firenleri patlaycak. Gene dönüp etrafa bakya. Kimsele yok. Allah Allah deya. Artuk dayanamaya. Avazu çıktığı gadar bavurya. Sen kimsiy yavu. Sen beni deli mi edecesiy!  Deyaki hayır, asla, öle bi neyetim yok.

 

    Sen annamadıy emme ben seniy eyilik meleyin. Bu sefer adam eyicene gızya. Madem öle de ben evlenüken sen nelledeydiy be melek deya. Artuk yete değil mi? Kıkır kıkır guluosuyuz. Artuk annatmaycan gadunum. Bu hikâye böle sürüp gidverya. İşiye baksay, eyi edesiy gibime gelya.   

 

    

 AMASRA ACCENT

 

Amasra region’s accent features has interesting similarities with 13’th century Kuman Texts. Sometimes it distinguishes from Turkish of Anatolia’s local rules and has similarities with Kıpçak-Kuman texts and its disjunctive Karaim Dialect.

       BARIŞ AKARSU

      Barış Akarsu’nun yaşamı bir peri masalı gibi başlar ve çocukluğu bir efsane olarak belirlenir.

      Barış, 29 Haziran 1979’da bir yaz çocuğu olarak dünyaya gelir. Onun dünyaya geldiğini fark eden minicik bir kelebek beşiğine konar ve bir gün oradan ayrılmaz.

      Küçücük yaşlarında “Konuk Sevmez” Karadeniz’le tanışan Barış, balık tutmayı öğrenir. Bu uğraşıyı öylesine sever ki,”Denizden Babam Çıksa Yerim” der.

     İlk-Orta-Lise eğitimlerini Amasra’da tamamlayan Barış, bir taraftan yelken sporuna ilgi duyarken, diğer taraftan da müzikle tanışır. Yeşil, mavi ve türkuaz renkler, Karadeniz’in hırçın dalgaları ve Amasra’nın sıcak kumsalları onu rock, hard rock ve heavy metal gibi müzik türlerinin hayranı yapar. Ruhi Su ve Cem Karaca gibi dev sanatçılar,  Karadeniz’in hırçın çocuğunun kişiliğine çok şeyler katar. Bundan böyle kendisine Cem Karaca ve Barış Manço’nun veliahttı olarak bakılmaya başlanır.

    Barış Akarsu, 2004 katıldığı “Akademi Türkiye” yarışmasını birincilikle tamamlar. Yarışmadan sonra, yurdun dört bir yanında 100’ün üzerinde konser veren Barış, katılımcılarıyla dudaktan kalbe varan, bir sevgi bağı kurar. Konserlerine paralel olarak,  “Islak Islak”, “Düşmeden Bulutlarda Koşmam Gerek”, “Ayrılık Zamansız Gelir” isimli albümleri çıkartan Barış, “Yalancı Yârim” isimli televizyon dizisinin başrolünü oynar. Dizinin ardından “Alfonso Tarık” olarak anılmaya başlanır.

   Sürme gözlü ve Kuzey Anadolu’nun hırçın çocuğu Barış Akarsu, yirmi sekizinci doğum günü olan 29 Haziran 2007 tarihinde, elim bir trafik kazası neticesinde “Hak”kın rahmetine kavuşur.

     Bundan böyle Barış, Amasra’nın kalbine yerleşir. Şehirdeki Kültür Parkı’nda heykeliyle yer alır. Bu sevgi her yıl, 29 Haziran–4 Temmuz’da arasındaki bir tarihte tertip edilen Barış Akarsu Kültür ve Sanat Festivali’yle perçinleşir.

 BARIŞ AKARSU(ROCK ARTIST)

 The life of Barış Akarsu starts like a fairy tale and his childhood is defined as a legend.

Barış is born as a summer son on the 29th June 1979. Realizing his birth, a tiny butterfly stands on his cradle and stays there the whole day.

 Barış, who met with the ‘Anti-guest’ Black Sea in his early childhood, learns to fish. This singer loves this free time activity so much that he once says:’ I can eat even my dad if he comes from the sea.’

 

Completing his first, secondary and high school training in Amasra, Barış is interested in yacht sport and then meets with music. Green, blue and turquoise colours, the grumpy waves of The Black Sea and the warm beaches of Amasra makes him the fan of rock, hard rock and heavy metal. The great singers such as Ruhi Su and Cem Karaca contributes a lot to the personality of this grumpy son of the Black Sea that he is seen as the inheritor of Cem Karaca and Barış Manço.

 

After being the top at ‘Academy Turkey’ in 2004, Barış gives more than one hundred concerts in all parts of the country and makes a love of line among his fans form lips to hearts. Barış, besides his concerts, begins to cast the starring role in the series” Pseudo –Girlfriend” while making the albums “ Islak Islak”,  Düşmeden Bulutlara Koşmam Gerek”and “Ayrılık Zamanı Gelir”at the same time. He is rememberred as ‘Alfonso Tarık’after this series.

Barış, the eye lingered and grumpy son of Northern Anatolia dies in a tragic traffic accident on 29th June 2007, which is also his 28th birthday.

 

Barış is in the heart of Amasra. His statue is located in Cultural Park of the city. This love is strengthened by the ‘Barış Akarsu Culture and Art Festival’ held on 29th June-4th July every year

 

        GALLA BAZARI

 

       Galla Pazarı adını, bahçesinden ve hayvanlarından elde ettiği sütten yoğurda, biberden domatese, çilekten vişneye kadar tazecik ürünlerini pazarlayan vefakâr kadın­larından almıştır. Amasra’da yaz-kış demeden her Salı ve Cuma günleri kurulan Galla Pazarı; bir yandan 200 yıllık bir geleneği yansıtırken, diğer yandan da köylüyle kentliyi kaynaştıran önemli bir pazaryeri olma özelliği taşımaktadır.

 

WOMEN BAZAAR

 

Galla Bazaar takes its name from the faithful woman who sells everything fresh from cherry to strawberry, pepper to tomato that grown in their garden. And milk to yoghurt that they get from their animals. In Amasra no matter winter or summer, Galla Bazaar, in one side reflects the 200 year old tradition and on the other side gathers the peasants and city dwellers. 

   

   TEL KIRMA

  “ Tel Kırma” işlemeciliği, Amasra ile özdeşleşmiş el emeği göz nuru sanatı olup, aynı zamanda tarihin derinliğinden gelen bir geleneğin beze yansımasıdır. Kız ya da oğlan olsun, Amasra’da bir çocuk dünyaya geldiğinde, kafası örtüyle örtülüp, bir tas suya ateşte eritilmiş kurşun dökülür. Sonra bu sudan çocuğa içirilir. Anlamı, 3000 yıl önce Homeros İlyada Destanında “Truva savaşına katılanlar Parthenious’un sulamış olduğu topraklarda yetişen yiğitlerdi” sözünün özümsenmesidir. Amasralı için mert olmak, cesur olmak, Homeros’un dediği yiğitliğe erişmek yaşamın olmazsa olmazıdır. Onun da yolu küçücük yaşta kurşun suyunu içmekten geçmektedir.

 

    Böylece delikanlılar mert ve yiğit olurken, kız çocuklarında da gümüşi renklere karşı bir sempati doğar. Sonra beş ya da altı yaşlarına gelen kız çocukları başta annesini, ablasını, eğer varsa anneanne, babaanne gibi büyüklerini taklit ederek Tel Kırma’yla tanışırlar. İlerleyen yıllarda gergef ve özel iğne, kızlar için vazgeçilmez bir demirbaş olacaktır. 

 

TEL KIRMA:

 

‘Tel Kırma’ embroidery is an art which is identified with Amasra and a reflection of a tradition which comes from depths of history, to a cloth. When a child born in Amasra, a girl or a boy, its head is covered with a cloth and to a bowl of water melted lead is poured. Then this water is given to the baby to drink. Its meaning is to make the child adopt the principle of Homers, Iliad epic 3000 years before ‘The Heros who attended Trua War was grown in the territory which Parthenious watered. For Amasra’s people, being brave, manful and hero as Homeros said is the meaning of life. And its way is to drink water with lead in young ages. By this way, boys become brave and trustworthy and the girls have a good feeling for silvery colures. Then the girls that reach the ages of 5 or 6 get acquainted with Tel Kırma by imitating firstly her mother, sister and grandmothers. In future years frame and special needle will be indispensable equipment. 

   

         ÇEKİCİLİK SANATI                       

          Cekicilik ürünleri, yarımada üzerindeki surların güney eteklerinde yer alan Çekiciler caddesinde satılır. Söz konusu yer, ticari anlamda Amasra’nın atar damarıdır. İmalat yerleri bir -iki dükkân hariç Amasra’ya üç km uzaklıktaki Ahatlar köyündedir.

          Bir tür oymacılık olan Çekicilik sanatının, M.Ö. 1200 yıllarında yaşayan Fenikelilere kadar uzandığı rivayet edilir. Fenikelilere ait ticaret erbabı, anılan sanatı Mısırdan alarak Sesamos şehrine taşımış ve bölgede var olan ıhlamur ağaçları, bu sanatın kalıcı olmasını sağlamıştır. 

         Sanat ara sıra kesintiye uğramış olsa da, Osmanlılar zamanında sürdürülür. 16.yy.da bu sanatla uğraşanlar, belirli bir bölgede imalat yerleri açmaya başlarlar. Anılan adres bugünkü Çekiciler caddesi olur.

        17. yy’da İstanbul’daki saraydan, mobilya siparişi verilir. Zamanında teslim edilen mobilyalardan sonra bu sanata olan ilgi daha da artar. Devrin ustaları bilek gücü gerektiren alet ve edevat kullanıyorlardı.

       19.yy.ın birinci yarısında elektrikli tornaların devreye girmesi, elle çalışan demirbaşların terk edilmesine neden olur. O zamana kadar yumuşak nitelikteki ağaçlar kullanılırken artık,  şimşir, ceviz, ardıç ve kestane türü ağaçlar tercih edilmeye başlanır. Bu ağaçlardan salata ve kuruyemiş tabakları, baharat takımı, bal kavanozu, merdane, oklava ve ceviz kıracağı gibi hediyelik eşyalar üretilir. Giderek artan turizm yoğunluğu, var olan hevesleri daha da artırır.  Neticede leylek, gemi maketi, yüzük ve daha birçok hediyelik eşya mevcut ürünlere ek olarak devreye girer.

     Son on yıldan beri Tel Kırma, Sarma ve kanaviçe türü el emeği göz nuru eserler, Çekicilik sanatı kapsamındaki ürünlerle birlikte dükkânların vitrinlerini süslemeye başlar.

     Amasralılar, hediyelik eşya ile turist arasında enteresan bir bağ kurmaya çalışırlar. Eğer turist bir ürün almadan giderse bu durum Amasra’yı sevmediğinin işaretidir.      

CRAFTSMANSHIP     

The products of craftsmanship are sold in Çekiciler Street located on the southern skirts of the fortress on the peninsula. This place is like the aorta of Amasra in respect of commerce. The manufacture shops, except for one or two, are in Ahatlar Village 3 km.away to Amasra.

 

The Art of Craftsmanship which is in a sense carving is said to have dated back to Phoenicians lived in 1200s B.C.Getting this art from Egypt, those who are dealing with trade brought it to Sesamos town and the linden trees made it steady.

 

Being paused several times, the art is carried on during the Ottaman Period. In the 16th century, those dealing with this art, begin to open manufacture workshops in a definite area. That place now involves The Çekiciler Street.

 

In the 17th century, an order for furniture is given from the palace in İstanbul. The interest in this art rises after the delivery of the furniture on time. The craftsmen of the era used gadgets that need the wrist power.

 

By the use of electrical lathes in the first half of 19th century, the manual gadgets are left. While the soft trees are used up to that time, now the hard trees such as boxwood, walnut, thrush and chestnut are preferred. Some souvenirs such as salad and nuts plates, spice kits, honey jars, rollers and nutcrackers are made from these trees. The increasing density of tourism day by day rises the ambitions more. As a result, stork, ship model, ring and so many other souvenirs are added to the existed products.

 

In the last decade, manual labor for light eyes works such as Tel kırma, Sarma and Kaneviçe have begun to ornament the windows of the shops with the products of craftsmanship art.

The inhabitants of Amasra try to make an interesting connection between the tourists and souvenirs. If a tourist leaves without getting a product, it means the sign of not loving Amasra.   

 

     ARKEOLOJİK VE KÜLTÜREL VARLIKLAR

 

     Bazen savaşlardan, bazen de depremlerden nasibini almıştır Amasra. Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinden günümüze kale, kilise, Kuş Kayası Yol Anıtı, Bedesten Kemerdere Köprüsü, Aya Yorgi Tepesi’ndeki oyma mağaralar, dalga kıranlar ve Osmanlı Hamamı ulaşmıştır. Yeraltı galerileri ile antik tiyatro, forum, şeref yolu, akropol, nekropol, gibi arkeolojik ve kültürel varlıklar ise çıkarılmayı bekleyen, çağlar öncesinin birer simgesidir.

 

 

ARCHEOLOGICAL AND CULTURAL ENTITIES)

 

Sometimes with earthquakes and sometimes with wars, they were destroyed. In Amasra, Rome, Byzantine, Genoa and Ottoman Periods left our present day a castle, church, Kuş Kayası Street Monument, Bedesten, Kemerdere Bridge, carved cave at the Aya Yorgi Hill, breakwater and Otoman Baths. The archeological and cultural entities such as; underground galeries, antique theatres, forums, parth of glory, Acropolis and Necropolis are the symbols of centuries which wait for to be uncovered. 

 

    AMASRA MÜZESİ

    1955 yılında, antik bir yerleşim merkezi olan Amasra ve çevresinde sık sık ortaya çıkan taşınabilir arkeolojik ve etnografik eski eserler, Belediye binasında küçük bir salonda sergilenmeye başlanmıştır. 1976 yılında Kültür Bakanlığı’nca müze binası arayışları sürerken 1884 yılında Denizcilik Okulu olarak yapımına başlanan ancak bitirilemeyen bina satın alınarak restore edilmiş ve 1982 yılında tamamlanmıştır.

 

    1982 yılından beri bugünkü tarihi binasında hizmet veren ve dört teşhir salonundan oluşan Amasra Müzesi’nde; Helenistik, Roma ve Bizans, Ceneviz ve Osmanlı Dönemlerine ait eserler sergilenmektedir.

 

 AMASRA MUSEUM

 

 In 1955, portable archeological and ethnographic ancient works found in antique centre of Amasra and its surroundings, have been exhibited in a small gallery room at the city hall. While in 1976, Ministry Of Culture were looking for a building for the museum, a building which had been started to be built for Navigation School in 1884, had been bought, restored and completed in 1982. 

 

Until 1982, Hellenistic, Rome, Byzantium, Genoa and Ottoman period arts exhibited in Amasra Museum which is in present’s historical building and which has 4 exhibition galleries.

 

       KUŞKAYASI YOL ANITI 

Amasra-Bartın karayolu üzerinde, Amasra’ya 4 km uzaklıktaki Kuşkayası mevkisindedir. Roma İmparatoru Germanious Claudius zamanında Doğu Eyaletleri İnşa Ordusu Komutanlığı yaptıktan sonra yaşam boyu Bitinya -Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aguilla tarafından M.S. 41–54 yıllarında yaptırılmıştır. Dünyada tek olduğu bilinmektedir.

 

Roma yol ağının bir parçası olan ve İmparatorun anısına yaptırılan bu anıt; yufka kabartma tekniğiyle kayalara oyulmuş Kral heykeli ve Roma Hâkimiyet Kartalı ile birbirini tamamlayan iki kitabe,  oturma sedirleri ve kaya nişlerini kapsamaktadır.   

Anıta ait Kral Heykeli ve Hâkimiyet Kartalı’nın başları tahrip olmuştur. Birisi kral figürünü çevreleyen Niş’in üstünde, diğeri kabartmalardan uzakta ve batıda bulunan birbirini tamamlayan kitabelerde; “Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına, İmparator Germanious’un yüceliği için G.J. Aguilla dağı yardı ve bu dinlenme yerini kendi özel ödeneği ile yaptırdı” ifadeleri bulunmaktadır.

 

Eni 5 mt. yi bulan Roma karayolunun son izleri bu anıtın önünde, yüzyıllarca kullanımın aşınmışlığı görülürken, anıtın muhtemelen bir Anıtsal Çeşme’yi  (Nymphaion) de kapsadığı, zamanla bu çeşmenin yıkıldığı kalıntılardan anlaşılmaktadır. 

 

Ayrıca; Roma Dönemine ait aynı mahiyette,  fakat çok sade bir anıtın izleri de Amasra’ya hâkim Sayvan kaya Tepesi’nde görülmektedir.

 

KUŞKAYASI STREET MONUMENT     

 

It’s in Kuşkayası area, 4km far from Amasra and which is in Amasra-Bartın Highway. It has been built in 41–54 AC by Gaius Julius Aguilla, who is assigned to Bitinya-Pontus Governership after being the commander of Eastern States Building Force at the time of Roma Emperor Germanious Cladius. It is known to be one in the world. 

 

It was built to commemorate Rome Emperor and it was a part of Roman road network. It contains sitting couch, rock niches and two tablets complementing each other with Rome Sovereignty Eagle and King Statue which is carved into rocks with relief technique. 

King statue and Sovereignty Eagle’s heads are destroyed. In the niche that is around king figure and in the tablets which were found in the west away from the reliefs, are written that ‘G.J. Anguilla split the mountain and built this resting place with his own allocation for peace and friendship among nations. 

 

The last trace of Roman Highway which has about 5m width is in front of this monument. And it’s understood that Monument has a monumental fountain and in the length of time it collapsed. 

 

Moreover, another monument which is very bare and in pari material with the Roman Period is seen at the Sayvan Rock Hill, overlooking to Amasra. 

 

AMASRA KALESİ

Bizans dönemine ait olan Amasra Kalesi, özelikle Ceneviz döneminde değişikliklere uğramış ve 14–15 yy.larda Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinde de ciddi onarımlar görmüştür.

 

Kale; iki ana kütleden oluşmaktadır. Birisi, o zaman ada olan ve “Kemere” denilen bir köprüyle Amasra’ya bağlanan Boztepe’deki Sormagir Kalesi, diğeri Amasra’daki Zindan Kalesi’dir. Kuzeydoğu ucunda Büyük liman Kapısı, batısında Küçük liman (Antik) Kapısı ve güneyinde Zindan Kapısı bulunmaktadır. Sormagir Kalesine, Kemere Köprü’ye bitişik “Karanlık yer” denilen tonozlu ana kapıdan girildikten sonra Antik liman ve Hacı denizi yönlerinde iki tali kapıdan çıkılır.

 

Amasra Kalesi’nin kuzeydoğu-güneydoğu arasındaki doğu surlarının uzunluğu 65 m, üzerinde 8 adet burç bulunan güney surlarının uzunluğu 300 m ve Kemere Köprü’den itibaren de büyük bölümü yıkılan kuzey surlarının uzunluğu 200 m kadardır.

 

Sormagir Kalesi’nin Kuzey ve kuzeybatısı denize çok dik bir yar halinde indiğinden buraya sur yapılmamıştır. Doğu, kuzeydoğu ve batısını çevreleyen surlardan çoğu yıkılmış, kapıya bitişik batı surlarının 50 m.lik bir kısmı ayaktadır.

Amasra Kaleleri, yer yer kule boşlukları, iç taksimatlar, belirli yerlere yerleştirilen Cenova armaları, eros, medusa, kartal, öküz başı gibi figürlerin yer aldığı taşlarla günümüzde bile bir orta çağ havası vermektedir.  

 

AMASRA CASTLE

 

Amasra Castle belonging to Byzantine Period had been changed especially in Genoa Period and had been repaired at Genoa and Otoman Periods in 14-15C. 

 

Castle is formed by two main masses. One is in Boztepe  Sormagir Castle which is fixed to Amasra by bridge which is called ‘Kemere’ and the other is Zindan Castle. At the northeast end there is Big Habour Door and in the west there is Small Harbour(Antique)Door and at the South there is Zindan Door. To Sormagir Castle, it is entered from a vaulted main door which is adjacent with ‘Dark Place’ and ‘called Karanlık Yer(Dark Place)’ and it is exited in two doors either from Antique Harbour or Hacı Sea. 

 

Amasra Castle’s east walls’ length which is between northeastern and southeast is 65m. Its South walls which have 8 towers, which have a length of 300m and North walls beginning from Kemere Bridge are 200m long and most of them are destroyed. 

Walls weren’t built at Sormagir Castle because it’s North and Northwest are very sharp over sea. The walls surrounding the east, northeast and west have collapsed but the walls which are 50m and adjacent to the door are still fit. 

CENOVA ARMALARI

13. yy’da Cenovalıların Samastro, Sakız Adası, Foça, Galata, Samsun, Kefe ve daha birçok doğu kolonileri vardı. Cenovalılar (İtalyanlar) ele geçirdikleri kolonilerdeki kale duvarlarına kendi amblemlerini yerleştiriyorlardı. Bu düşüncenin amacı, yerel halka geçmişe ait her şeyin Cenevizliler tarafından yapıldığını anlatmaktır. Amasra Kalesi de arma yönüyle geniş bir koleksiyonu yansıtır.

 

1261–1460 yılları arasında Samastro adıyla anılan Amasra’da hükümranlıklarını sürdüren Cenovalılar, bu dönemde Amasra yöneticilerinden konsolosları Cenova’dan, memurları ise Pera’dan (Galata) atamışlardır. F.W.Hasluck’un tespitlerine göre Galata ve Kefe armalarında, Podesta ve Tatar Hanı blazonlarına yer verilirken, Amasra’da “Doc-Cenova-Konsolos” blazonlarını içeren taş armalara yer verilmiştir.

 

Blazonlar, üç figürden oluşan bir settir. Bunlardan ortadaki genellikle Cenova şehrini sembolize eden “Haç”tan ibaret olup,  bunun sağında Cenova’yı yöneten Doc’un aile amblemi, sol tarafında ise Amasra’da Cenova yönetiminin temsilciliğini yapan konsolosun aile arması yer alır.

 

Bir Cenova Doc’u olan Simone Boccanegra’ya ait ve iki ayrı dönemi içeren [(1339–1344), (1361–1363)] Cenova arması ile birlikte iki blazonluk bir arma oluşturan taş içkalede olup, Amasra armalarının en eskisi olarak kabul edilir.

 

Samastro armaları arasında Cenova’yı işgal eden Milano Dukası Visconti’nin yılanlı armaları ile ünlü D’auria ailesini temsil eden kartallı blazonlar da görülür.

Bazı amblemlerde kazınma işlemi vardır. Bu durum F.W. Hasluck’un söylediği gibi “Türklük Duygusu”ndan değil; Cenova’nın Fransızlar tarafından 1393–1413 yılları arasındaki işgaline bir tepkiden kaynaklanmıştır.

 

Armalarda, Cenova yönetiminde bulunan Adorno, Fregoso, Poggio Doc aile blazonları ile Amasra’da konsolosluk yapan Gazano, Luxardo, De Zoagli, De Montenegro, De Ghizolfi, Malaspina, Boccanegra, D’auria ailelerinin blazonları bulunmaktadır.

 

Bunlardan Simone Boccanegro amblemi 1360’lı yılları işaret ettiği halde, diğerleri onbeşinci yüzyıldaki muhtelif tarihleri gösterir.

 

GENOA EMBLEMS 

 

In the 13th century, Genoas had many colonies such as; Samastro, Sakız Island, Foça, Galata, Samsun and Kefe. Genoas (Italians) fixed their emblems on the castle walls they captured. Their aim was to tell public folk that all former things built by Genoas. Also, Amasra Castle presents many emblem collections. 

 

Between 1261 and 1460, in Amasra which was called Samastro, reigning Genoas, assigned consoles from Genoa and clerks from Pera(Galata) to rule Amasra. F.W. Hasluck found that in Galata and Kefe emblems, there was Podesta and Tatar Khan blazons and in Amasra there was Stone emblems involving “Doc-Genoa –Konsolos” blazons. 

Blazons are 3 sets formed of 3 figures. Usually the figure in the middle is a cross which symbolizes Genoa City. At its right, there is an emblem of Doc’s Family who rules Genoa and at its left there is the emblem of the consule who represents Genoan rule in Amasra. The stone formed of a Genoas Emblem adjacent with two blazons involve 2 periods [(1339-1344), (1361-1363)] and belongs to a Genoa Doc Simone Boccanegra. It is accepted the oldest in Amasra. 

Among Samastro Emblems, there are emblems with snakes belonging to Milano Ducat who captured Genoa and there is a blazon with eagles symbolizing D’auria Family.  

In some emblems there is scraping process. As F.W.Hasluck said it isn’t because of the feeling of being Turkish but it is because a reaction to French who captured Genoa between the years 1393 and 1413. 

In emblems, there is blazon of Adorno, Fregoso; Poggio Doc Family under the rule of Genoa and in some there is blazons of Gazano, Luxardo, De Zoagli, De monte Negro, De Ghizolfi, Malaspina, Boccanegra, and D’auris Families that consulated in Amasra. 

Though Simone Boccanegra emblem shows the 1360s, the other shows different times in the 15th century.  

 FATİH CAMİSİ

9. yy.da Amasra Kalesi içinde yapılmış eski bir Bizans Kilisesidir. Amasra’nın 1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi sırasında camiye çevrilmiştir.

 

Dönemin tüm yapı özelliklerini taşıyan yapının Narthex (İlk Cemaat) bölümü ile Ambon (Apsis) çıkıntısı sonradan mekâna katılmıştır. 19x11 m boyutlarındaki caminin, 1887 yılında dört duvarı dışında mekânı örten ve yer yer yıkılma tehlikesi gösteren beşik tonoz çatısı kaldırılmış, yerine ahşap tavan ve çatı yapılarak büyük bir onarımdan geçirilmiştir.

 

Türkiye’de ve diğer İslam ülkelerinde rastlanılmayan “Cuma hutbesinin kılıç çekilerek okunması”  geleneği günümüzde Fatih Camii’nde yaşatılmaktadır.

 

Bilindiği gibi, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in savaş kıyafetleriyle gittiği Mekke’de Cuma hutbesini kılıcını kınından çıkararak okuması;  yıllarca “Sünnet” kabul edilerek bütün camilerde uygulanmaya başlamıştı. Geçen 1400 yıllık sürede bu gelenek zamanla unutulmuş olsa da, Amasra Fatih Camii’nde hala sürdürülmekte ve hayli ilgilerini çekmektedir.  

 

FATİH MOSQUE 

 

It is a Byzantine Church that was built in Amasra Castle in the 9th century. It has been turned into mosque by Fatih Sultan Mehmet when he conquered Amasra in 1460.

It’s Narthex that has all the characteristics of the time and Apses were added to the building later on. The mosque has the size of 19x11 m. In 1887, vault roof which covers the places besides 4 roofs and which sometimes has the danger of collapse was taken away and instead a wooden ceiling and roof were put and restored. Praying with drawing a sword in Friday Khutba” tradition still continues in Fatih Mosque and it can’t be seen in other Muslim Countries or even in Turkey.

As it is known, Prophet Mohammed prayed Friday Khutba in Mekke with his war clothes and drawing his sword. It has accepted as Sunned and practiced in all mosques. After 1400 years passed, it has been forgotten but in Amasra Fatih Mosque it is still practiced and draws attention.

 KÜÇÜK KİLİSE

 

İçkale içinde, eski bir Chapel (küçük kilise)’dir. 15. yy. da mescide dönüştürülmüş, 1930 yılında da ibadete kapatılmıştır. 2002 yılında restore edilerek “Kültür ve Sanat Evi” olarak hizmete açılmıştır.

 

9. yy. da çok itinalı bir tuğla-taş örgü sistemi ile yapılan Chapel, 11 X 7 m. boyutlarındadır. Ambon Tonozu’nda “ Hz. İsa’nın Göğe Yükselişi” betimlenmiştir. Bunun yanında Narthex ve Ambon’un diğer bölümleri, renkli ve dinsel konulu duvar resimleri (Fresko) ile süslüdür. Ancak, freskolar zamanla tahribata uğramıştır.  

 

CHAPEL

It is an old Chapel (Small Church) in the centre castle. It has been changed into a mosque in the 15 th century, and after 1930 it was closed for worship. It was restored in 2002 and opened as “Culture and Art House.” 

The chapel which was built with bridge-stone weave system in the 9th century has dimensions of 11x7m. at the Ambon Arch, Jesus uplifting to sky is portrayed. Besides this, the Narthex and other parts of Ambon are ornamented with colored and religious wall pictures (frescos) but, frescos were damaged within the time. 

           KYROS KİLİSESİ

 Tavşan Adası’nda temel izlerine rastlanan Haç planlı kilise kalıntılarının Bizans dönemine ait olduğu sanılmaktadır.

 

KYROS CHURCH

 

The church, whose base is in Tavşan Island and which has a cross plan is thought to belong Byzantine Period. 

BEDESTEN

 

Amasra’nın güneyinde, sahile yaklaşık 1.5 Km uzaklıktadır. M.S. 1. yy. sonları ve 2. yy. başlarında muhtemelen Roma Eyalet Meclis Sarayı (Bouleuterion) olarak yapıldığı sanılmaktadır. Bazilika planlı olup, 5 adet Sahını (Nef) ve 18 x 45 mt. lik boyutlarıyla büyük bir yapıdır. Spor Salonu veya Roma Hamamı olabileceği, sonradan ticari amaçlarla kullanıldığından Bedesten adını almıştır, şeklindeki tartışmalar devam etmektedir. Yapıt restore edilmiş olsa da, çevre düzenlemesine ihtiyaç duymaktadır. 

 

COVERED BAZAAR

 

It is in the south of Amasra about 1.5 km. far to the coast. It is thought to have been built probably for Roman State Assembly Palace at the end of the 1st century AD and the beginning of the 2nd century AD. It has a basilica plan and the dimensions of 18x45m. And has 5 naves. It has still been argued that it had been a sports room or a Roman Bath, but because it had been used for commercial reasons later on, it is called Bedesten. Though the building was restored, it still needs landscaping

HİSARPEÇE SU GALERİSİ 

Amasra yeraltı galerilerinden birisi olan Hisarpeçe Su Galerisi; Zindan Mahallesinin Kaleiçi mevkiinden başlayarak liman yönünde yerleşim yerlerinin altında devam etmektedir. Kale içindeki ana girişten itibaren yaklaşık 30 mt. uzunluğundaki bölümüne girilebilmektedir.

 

Galeri, 1.55 m. genişliğinde ve 1.80 m. yüksekliğindedir. Yan duvarları ve merdivenleri moloz taş örgü, tavanı ise kemerli taş-tuğla örgü sistemiyle yapılmıştır.

 

Bazı tarihçiler, Roma dönemine ait olan galerilerin, Kapadokya’daki sığınaklardan esinlenilerek yapıldığını söylemektedir.

 

HİSARPEÇE WATER GALLERY

 

Hisarpeçe Water Gallery which is one of underground galleries of Amasra starts with Kaleiçi in Zindan quarter and continues under to the settlements around the harbor. After the main entry in the castle, it can be approached to the part of 30m long. 

Gallery has 1.55m width and 1.80m length. Sideways walls and stairs were built with rubble stones weave and its ceiling was built vaulted stone-brick weave system. 

Some historians say that the galleries belonging to Roman Period were built with the inspiration from the shelters of Cappadocia. 

         YERALTI ÇARŞISI

Roma dönemine ait olduğu sanılan çarşının, en önemli bölümü Tomaç kuyusu mevkisinde görülür. Bedesten’deki yapı tekniklerinin aynen uygulandığı yeraltı çarşısında, 17 mt. lik bir ana galeri ve ana galeriye açılan yaklaşık 50 oda bulunmaktadır.

 

Birinci dünya savaşı esnasında, Rus savaş gemilerinin Amasra’yı bombalamaları esnasında Amasra Halkı buradaki boşlukta korunmuştur.

 

UNDERGROUND BAZAAR 

 

The most important part of bazaar which is thought to belong to Roman Period is seen in Tomaçkuyusu Location. The techniques of Bedesten were exactly practiced in underground bazaar and it has a 17m main gallery and 50 rooms opening to main gallery. 

During the World War 1 people of Amasra had hidden here when the Russian War vessels bombed Amasra.

       KEMERE KÖPRÜSÜ

     Boztepe’deki Sormagir Kalesini Amasra’daki Zindan Kalesine bağlayan tek gözlü bir köprüdür. Bizans dönemine ait olan köprü 9. yy.da yapılmıştır.

 

 KEMERE BRIDGE 

 

It binds Sormagir Castle in Boztepe to Zindan Castle in Amasra. The bridge which belongs to Roman Period was built in the 9th century.

        KEMERDERE KÖPRÜSÜ

Roma İmparatoru Claudius döneminde (M.S. 41–54) yapılan tek gözlü bir Roma Köprüsü olup, Amasra’ya 3 km. uzaklıktaki Cevizlik Vadisi’ndedir. Amasra’yı Bartın’a bağlayan ve 8. km. de Kuşkayası Anıtı’nın önünden geçen Roma yol ağının bir parçasıdır. Köprü Ayağındaki çok silik bir kabartma kompozisyonunda; mızrakla savaşan yedi asker figürü Roma-Pontus Savaşlarını anlatılır.

 

 KEMERDERE BRIDGE

 

It is a Roman bridge which was built in the reign of Roman Empire, Claudius and it is in Cevizlik Valley that is 3km to Amasra. It is a part of Roman Road net that passes in front of Kuşkayası Monument at the 8th km and binds Amasra to Bartın. A barely perceptible relief composition at one of the bridge’s legs shows 7 soldier figures fighting with lances at Rome-Pontus Wars. 

       DİREKLİ KAYA

     Direkli Kaya, Küçük Liman’ın Kuzeydoğu yönünde yer almış olup, Romalılar döneminde yapılmıştır.

      Söz konusu sütunun denizi aydınlatmak ve gözetlemek amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Halk arasında havuzun, Amastris’in denize girdiği yer olarak kullanıldığı şeklinde bir söylenti vardır

THE POST ROCK:

 

It is located in the North-east of Small port and built in the Roman Period. This Column is thought to have been constructed to observe and illuminate the sea. There is a rumor among the people that the nearby pool is believed to have been built as the place of Queen Amastrist to swim.

 

      ANTİK YOL

       Roma döneminde 1. yy sonlarına doğru yapılmıştır. Amaç, kiliselerin yer aldığı Amastris şehrini yine Anadolu’daki kiliselerin bulunduğu şehirlere bağlamaktır. Antik yol, Amasra’da başlayıp Kuşkayası Yol Anıtı’nın önünden geçerek Safranbolu ve Gerede’ye ulaştıktan sonra İpek Yolu ile kesişmektedir. Yolun büyük bir kısmı yok olmuştur.

 

 ANTIQUE ROAD:

 It was built at the end of the1st century in Roman Era. Its aim was to bind Amastris which had churches to the cities in Anatolia that had also churches. Antique road starts in Amasra, passes in front of Kuşkayası Road Monument, reaches Safranbolu and Gerede and then intersects with Silk Road. Most of the road was destroyed. 

      ANTİK TİYATRO  

Roma Dönemine ait olup, Aya Yorgi Tepesi’nin güney yamacındadır. Tiyatro boşluğu (Cavea) ve Sahne (Scane) bölümleri yıkılmıştır. Yeri mezarlık olarak kullanılan tiyatronun sadece bir giriş kapısına ait kalıntılar görülmektedir. Tiyatro 5.000 kişi kapasitelidir.

 

 ANTIQUE THEATRE:

 It belongs to Roman Era and it is at the south slope of Aya Yorgi Hill. Cavea and Scene parts collapsed. Its place is used as a graveyard and only ruins of entrance door can be seen. It has a capacity of 5000 people. 

AKRAPOL  

Bedesten’in güneybatısındadır. Surlarından çok az bir kısmı ayaktadır. Burada bulunan bazı sütunlar Amasra Müzesi’nde sergilenmektedir.  

 

ACROPOL:

 It is at the southwest of Bedesten. Little of the walls are standing. Some columns found in here are exhibited at Amasra Museum.  

 

 

 

 

 NECREPOL

 

Aya Yorgi Tepesi eteklerindeki bu antik mezarlık önemli ölçüde tahrip olmuş, anıt mezarlar ve lahit taşları inşaatlarda kullanılmıştır. Günümüzde sadece yeri bilinmektedir.

 

NECROPOL:

Antique graveyard at the foot of Aya Yorgi Hill is destroyed a lot and monumental graves and sarcophagus stones were used in buildings. Only its place is known now. 

       İNZİVA MAĞARASI

 

       Büyük tepe’nin batı yamacında(Dökük mevkii üzeri) kare planlı ve oval bir girişi olan bir mağaradır. 8.yy sonlarında Georgios’un inzivaya çekildiği yer olarak bilinir.  Dikey kaya üzerine yerden 2 m. kadar yükseklikte, 3.5x2.5 m. boyutunda, özel biçimde oyulmuş bir sediri vardır.

   

 SECLUSION CAVE:

It is a cave which has an oval entrance plan and a square at the big hill’s slope (at Dökük Spot). It’s known as a place where Georgia’s exiled himself at the end of the 8th century. He has a specially carved lounge at the vertical rock that has a length of 2m from the ground and the dimensions of 3.5x2.5m.  

      SUYOLU 

      Su Yolunun muhtemelen Roma döneminde inşa edildiği sanılmaktadır. Başlangıç yeri Kurucaşile İlçesinin Başköy mevkii olup, Amasra’ya kadar uzanmaktadır. Takriben eni 1.10 mt, yüksekliği ise 1.30 mt’dir.  Yolun Saraydüzü-Kirlik-Makaracı bölümlerinde çökmeler meydana gelmiştir.

 

WATER LINE:

It is supposed to be built at Roman Era. Its beginning is Başköy spot at Kurucaşile District and reaches to Amasra. Its width is about 1.10m and height is 1.30m. There had been some collapses at the parts of the road Saraydüzü-Kirlik-Makaracı.

 RIHTIMLAR VE DALGAKIRANLAR  

İlkçağda yapılan ve sonraki dönemlerde de onarılan harçsız-kenetli örgü (Opus Revincium) tarzındaki muntazam dock sistemlerinin, 1–2 ton ağırlığında blok kesme taşlarla yapıldığı görülmektedir. Tarihi izlerin çoğu günümüze ulaşamamış, ancak 1803 yılında Jouannin ve 1886 yılında da Von Diest’in çizdikleri Amasra krokilerinde, limanın ve dalgakıranların konumu detayıyla gösterilmiştir.

 

QUAYS AND BREAKWATERS:

The Dock System which has nongrouted-clamped knit style(Opus Revincium)was built in antiquity and had been repaired later on. It was built with block cut stones of 1-2 tons. Most of these historical traces couldn’t reach present day but in the Amasra sketches that Jouannin drew in 1803 and Von Diest drew in 1886, the location of quay and breakwater were shown with details. 

     AMASTRİS AMFORALARI 

 

    Amasra,  (M.Ö.308–285) Amastris döneminde, mühürlü amfora üreten merkezlerden biri haline geldi. Amasra’da üretilenler şekil olarak Taşoz amforalarına yakındı. Dar ve biraz geniş olmak üzere iki yaygın tipi vardı. Geniş olanlar, kulplarının dışa taşkın olması, kademeli ağız kenarı, yüksek omuz, geniş karın, ovoidal gövde ve sivri dibe sahip oluş gibi özelliklerle Sinop Amforalarını hatırlatır. Bu tipin mühürleri boyunda yer alıyordu. Buna paralel olarak İç bükey AMACT/PIOC yazıtı ile sağ alt köşede sarmaşık yaprağı taşıyordu. Dar olanlar da Herakleia amforalarına benzerler. Genişlerde olduğu gibi mühürler boyun kısımlarına vurulmuştur.

 

     Amastris amforalarının en önemli özelliği, ağız kenarlarındaki çizgi varlığı ile mühürlerin omuzlara değil, boyunlara vurulmuş olmasıdır.        

 

AMASTRIS AMPHORAS:

Amasra had been a famous center that produce amphoras at Amastris Period (308 and 285 BC) considering the shape they were similar to Taşoz Amphoras. There were two common types; one is large and the other is narrow. Large ones resemble Sinom Amphoras with their gradual mouth, high sides, large center,  ovoidal body and spinous bottom. Their seals took place at their throat. Besides this concave inscription AMCHT/PIOC and at right bottom side an ivy leaf took place. The narrow ones resemble Heraclia amphoras. Their seals are at their throat like the large ones. 

The most important charasteristic of Amastris Amphoras is that their seals aren’t at the sides on a line at the edges of the mouth but they are at their throat. 

OSMANLI HAMAMI

       17 yy.da yapıldığı sanılmaktadır. Soğukluk, Ilıklık, üç kurnalı yıkanma yeri ve su hazneleri ile külhan(hamamı alttan ısıtan ocak) bulunmaktadır. Yıkanma yeri bir orta kubbe iki yarım kubbe ile örtülüdür. Soğukluk kısmı yıkılmıştır. Dört köşesinde görülen “Biye”ler Anadolu Beylikleri döneminin tipik mimari özelliklerini taşımaktadır.

 

OTTOMAN BATH:

It is tought to have been built in the 17th century. There are cold part, warm part, bathing part with 3 basins of bath and water tanks and a külhan (oven that heats the hamam from underground) bathing place is covered with one central dome and two half domes. Cold part has collapsed. ‘Biye’s seen at 4 sides, have the architectural charasterisitcs of Anatolian States Era. 

     

     DOĞAL DEĞERLER

     GÜRCÜOLUK MAĞARASI

     Gürcüoluk Mağarası Amasra’ya13, Çakraz’a ise 6 km. uzaklıktadır.

    Mağara, damlataşı oluşumları bakımından oldukça zengindir. Damlataşlar çok çeşitli renk ve şekiller arz eder. Mağara içersindeki sarkıtlar, dikitler, sütunlar, org desenli duvarlar, perde damlataşları ve ayrıca mağara çiçekleri, mağara gülleri orta boy dikitlerin üzerinde oluşmuşlardır.

    Mağara içersindeki bu gizemli görünümün seyri, seyredenleri büyülerken, tabiatın ne kadar muktedir olduğuna işaret eder.

    Mağara yatay yönde gelişmiş, ortada bir salon ile onun etrafında birbirine geçişi olan 36 odadan oluşur. Tavan yüksekliği odalara göre görecelidir.

    Gürcüoluk mağarası bir bütün olarak alındığında, giriş noktasından en uç noktaya kadar olan uzunluğu 159 metredir. 2007 yılında Bartın İl Özel İdaresi tarafından yapılandırılan Gürcüoluk Mağarasının işletmeciliğini özel bir şirket yapmaktadır.

NATURAL VALUES 

GURCUOLUK CAVE:

 Gurcuoluk cave is 13km to Amasra and 6km to Çakraz. 

The cave is very rich on account of stalactites. Stalactites have different colours and shapes. The stalactives, stalagmites, walls with organ shape webbed stalactites moreover cave flowers and cave roses have been formed on the middle height stalagmites. 

The mysterious view inside the cave captivates the visitors and shows the nature’s power. 

The cave has grown horizontal. It has a lounge in the middle and 36 rooms which have transitions to each other. The height of the ceiling changes from room to room.

Considered as a whole, Gürcüoluk cave is 159 meter from entrance to the end. The cave structured by Bartın City State Administration in 2007, and it has been runned by a private company.

      YEME İÇME 

      BALIK VE SALATA

      Balığın insan hayatında önemli bir rol oynadığı inkâr edilemez. Özellikle de lezzeti ve sağlığa olan yararları ele alınınca, balık Amasra sofralarının vazgeçilmez bir yiyeceği olmuştur.

 

       Amasralılar bilirler ki bir sofra mutluluk yaratmalı, iştah açmalı. Yemeye başlandığında mutlaka sağlık dağıtmalıdır. Amasralı mönü tasarımcıları balık ve salatanın mideden önce göze hitap etmesini isterler. Bu anlayış, yağda pişen balığa altınımsı bir renk verirken; yağ, sirke, nar ekşisi ile kırmızı, turuncu, yeşil ve sarı renkli en az otuz altı çeşit malzeme kullanımı ile farklı lezzet ve renkleri şiirleştiren mükemmel bir Amasra Salatası yaratmıştır.

 

      Önceleri evlerde yapılan balık ve salata, Mustafa Amca’nın özverileriyle lokanta menülerine girdi. Orada ünlenerek, Amasra’ya gelen insanların vazgeçemediği bir yiyecek ve fotoğraf karelerinin vazgeçemediği görüntü haline geldi.  

 

FOOD AND DRINKS

 

 FISH AND SALAD

 

 Fish is very important in human life considering especially its taste and benefit to health, it is an indispensible dish for Amasra meals. 

 Amasra people know that meals should give happiness and what the appetite it should absolutely give health. Menu makers in Amasra firstly think of the decoration of plate. So, fried fish has a golden colour and the salad has made with 36 kinds of ingredients such as; oil, vinegar, pomegranate sauce and red, orange, green, yellow colures materials. This has made the perfect Amasra Salad with a different taste and colures like poetry. 

Fish and salad made in houses previously, entered restaurant menus with the help of Uncle Mustafa. It has become famous there which people coming to Amasra can’t abandons and which adorns the photography.   

   İNANIŞLAR

   KÜP DİBİ

   Amasra’ya özgüdür. Hıdrellez’den bir gün önce kızlar tarafından icra edilmeye başlanır.

     Her yıl Mayıs ayının 5. günü, akşama yakın, kızlar kendi mahallelerinde dikili bir gül bulabildikleri hanede toplanırlar. Yanlarında bir kap içerisinde su da getirmişlerdir. İçlerinde farklılık arz eden kızın biri ise hem su, hem de boş küp getirmek zorunda kalmıştır. Sebebi oyun sonunda anlaşılacaktır. 

 

Kızların her biri, kendini tanımlayabileceği altın, yüzük, düğme gibi objelerden birini küpe atıp, getirmiş olduğu suyun çok az bir kısmını da, yine küpün içine boşaltır. Su ve tanımlama araçlarıyla doldurulan küp, gül ağacının dibindeki el yordamıyla açılan çukura gömülür. Bu esnada “Tanrım bana bu sene evlenmeyi nasip et” şeklindeki niyetler, oyunun esasını teşkil edecektir.

 

Ertesi gün hıdrellez’dir. Sabahleyin tan ağarırken, küpün gömülü olduğu yere gelinir. Ama sayıda geçen akşama göre bir fazlalık vardır. O da kızdır ve aynı mahallede ikamet eden bir ailenin henüz ergenlik çağına girmemiş ilk çocuğudur. Seremonide çekiliş yapacaktır.

 

 Orada bulunanlar küpün etrafında halka olurlar. El birliğiyle gömülü olan küp çıkarılıp oracıkta düz bir yere konur. Çekilişi yapacak olan küpün başına geçer. Kolları sıvar. Yüzük ve düğme dolu küpü karıştırmaya başlar. Evlenmeyi çok isteyenler  “Ya Rabbi, ilk defa bana çıkmayı nasip et!” şeklinde dualarını tazelerler. Tabii ki adrenalin doruklardadır. Hep birlikte “çekilişe başla!” diye kıza komut verilir. Zavallı ne yapsın! Mecburen başlar.

 

İlk çıkan obje kime aitse ona yüzde yüz, evlenecek gözüyle bakılır. Ardından ikinci ve üçüncü saptanır. Buralardaki şanslılık oranları da, %50 ve %25’ civarındadır. Ortalarda çıkanlar pek önem arz etmez.  Birinci, ikinci ve üçüncü gelenlerin tespitinden sonra, herkes nefesini tutmuş ve yürekler pıt pıt ederken niyetler de değişir.

 

         Son dualar “Yarabbi, beni sonuncu yapma!” şekline varır. Bilirler ki, sonuncu olanın durumu dramatiktir. Acınacak haldedir. Zavallı ve şansı kapanmış gözüyle bakılır. Bir yıl boyunca, diğer mahallelerdeki “Küp Dibi”nde kalanlarla birlikte, “kadınlar günü”nde ve evlerdeki sohbetlerde anılacaktır.

 

         Sona kalan her kim ise, sansının açılması için, bir sonraki Hıdrellez’e kadar küpün saklanması görevi verilir.

 

            Masalsı şehirde, tarihin tanığı yeşil tepelerden mavi koylara eşsiz bir panorama uzanır. Pencere ve balkonlardan doğaya ve denize bir bakış, gün boyu bin bir gizemi seyrettirir. Cenova izlerini taşıyan dar sokaklar, martılarla kucaklaşan adalar, rengarenk zakkumlar, susamlar,  biteviye dans eden binlerce yeşil, güneşin batarken bıraktığı firuze renkler,  ay ışığı gecelerde yaratılan yakamozlar ve daha neler neler görülür Amasra’da.

 

   Hele bir kez Amasra’ya gidip de güneşi ve yıldızları gördüyseniz ondan sonra gökyüzü sizin için bir daha asla aynı gökyüzü olmayacak, ne güneş, ne de yıldızlar başka hiçbir yerde bir daha parlak görünmeyecektir gözünüze.

 

BELIEVES

BOTTOM OF A CUBE

It is pecular to Amasra. It is plied before Mayday by the girls.

 

Every year at the fifth day of May evening girls gather at their neighbour at a house where there is a rose tree. They bring some water in a cap. One girl brings both water and an empty cube. Its reason will be understood later on.

 

Each girl puts an object that dscribes her into the cube such as; gold, ring, button and put some water that they have brought with into the cube. The cube is filled with water and objects are burried at the base of rose tree with hands. At that time they pray as ‘God help me to marry.’

 

The following day is Mayday. At the time of sunrise they gether where the cube is burried. There is one more girl too who is from the same neighbourhood and who isn’t adolescent yet. She will draw from the cube.

 

The girls make a circle around the cube. Pick out the cube together with their hands and they put it on a flat place. Pick out the cube together with their hands and they put it on a flat place. The drawer girl comes and mixes the cube which is full of rings and buttons. Ones who want to marry a lot goes on praying ‘God help me to be first!’ adrenaline is high. They all command the girl to start drawing. The girl starts.

 

The owner of the first object is tought to marry 100% and the second and third are stated. Their rates are 50% and 25%. The ones in the middle aren’t at importance. The prayers change at that time.

 

The prayers are ‘God, may not make me the last.’ They know that the last one’s situation is dramatic. She is pitiable. She is tought to be poor and gum up the works. For a year, she is invited to woman days with the other girls of ‘Cube Bottom’ at the other districts.

 

The last girl has to hide the cube untill the other Mayday to get her luck back.

 

GEZİLER

YAT TURLARI

 

       Amasra’da, Karadeniz’in kristal suları sakinse yat turlarına kesinlikle katılmak gerekir. Büyük limanda çift güverteli yatlar kâşifleri turlara getirmek için hazır bekler. İstenilirse yatların üst katlarında güneşlenilir veya gölgede turun tadı çıkarılır. Nadir olarak yunuslar, Tavşan Adası’ndaki tavşanlar ve martılar görülmek istenilirse etrafa çok dikkatli bakmak lazımdır. Çünkü her an kendilerini göstermek isterler.

 

      Yeterli katılımcı sayısını bulan yatlar, Büyük limandan hareket ederek, Tavşan Adası, Boztepe Arkası, ya da Hacı Denizi’nden Küçük Limana ulaşırlar. Küçük Limanda bir iki tur attıktan sonra aynı rotayı izleyerek 45 dakikada hareket ettikleri noktaya geri dönerler. Özel olarak daha uzun mesafeli ve yemekli turlara katılmak mümkündür. 

      

SIGHT SEEING

 

YACHT TOURS 

 

 It is a must to join yacht tours in Amasra if the crystal water of Amasra is calm. Double decked yachts at the big harbor waits for explorers. On the second floor, it is suitable for sunbathing and the first floor is suitable for sight seers. If you look around carefully it is possible to see dolphins, rabbits at Tavşan (Rabbit) Island and seagulls. Because they may want to show themselves. 

When the participant number is enough the yacht leaves the Big Harbor and visits Tavşan Island, Boztepe  Arkası and Hacı Sea and reaches the Small Harbor. It turns back from the same route to the Big Harbor in 45 minutes. It’s possible to have a longer tour consisting the meal

AKLINIZDA BULUNSUN

 

KEEP IN MIND

 

Nüfus: 2007 sayımına gore Amasra’nın nüfusu 6582’dir.

 

Population: According to 2014 census, the population of Amasra was 6.788.

Yüzölçümü:120 Km2

Area:120 Square kilometers

İklim: Amasra’da Karadeniz iklimi hakimdir. Kışın soğuk, yazın ise sıcaktır. İç kesimlere gidildikçe sertleşir. Bölgede en soğuk ay Ocak, en scak ay ise Hazirandır.

Climate: Black Sea climate prevails in Amasra where winters is cold and summers is hot. The climate is severe in midlands. The coldest month of Amasra is January and hottest month is July in the region.

Plajlar: Amasra ver. Çakraz plajları en önemli plajlardandır. Bozköyaltı, Akkonak, Göçgün günübirlik plajlardandır. 

Beaches: The most important beaches are Amasra, Çakraz and Göçgün.  Bozköyaltı and Akkonak are for one day beaches.

Bazı şehir ve kasabalara uzaklık (Km):

Amasra’ya Tükiye’nin her tarafından ve  her mevsim kolaylaıkla ulaşılabilir.

Distance to Some Cities and Towns (Km.)

Amasra is accessible from every part of Turkey in every season. Amasra is 17 km far to Bartın, 458km far to Istanbul, 295 km far to Ankara, 100 km far to Karabük, 198 km far to Kastamonu, 187 km far  to Bolu, 101 km far to Zonguldak, 45 km far to Kurucaşile, 54 km far to Ulus, 91 km fr to Safranbolu, 73 km far to Cide, 60 km far to Çaycuma.

Ulaşım: Amasra Bartın arasında sabah saat 07.00’de başlayıp, akşamleyin 19.00’da biten Karşılıklı minibus seferleri vardır.

Transportation: Amasra has regular and reciprocal minibus services between Amasra-Bartın from morning 07'00 o'clock to evening up to 19.00 o’clock.

Metin Yazarı İsmail AKTAŞ Profesyonel Turist Rehberi Emekli İl Kültür ve Turizm Müdürü Text writer and translation   Retired Provincial Director of Culture and Tourism
Ismail AKTAŞ
Metin Yazarı
Profesyonel Turist Rehberi
Emekli İl Kültür ve Turizm Müdürü
Text writer and translation

 

 
Site içi arama

Başkan

İnteraktif Eğitim
Amasra Hava Durumu
Facebook Sayfamız